Bülent Arınç’tan Süleymancılar Operasyonuna Eleştiri
Bülent Arınç, Süleymancılar’a yönelik operasyonları eleştirerek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini vurguladı.
Kamuoyunda Süleymancılar cemaati lideri olarak bilinen Alihan Kuriş’e yönelik başlatılan soruşturma devam ediyor. Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, bu soruşturmanın seyrine dair değerlendirmelerde bulundu.
Arınç, Adalet ve İçişleri Bakanları’nın, soruşturmanın herhangi bir tarikat veya cemaate yönelik olmadığı ve yalnızca kişilere isnat edilen suçlar çerçevesinde yürütüldüğüne dair ifadelerine dikkat çekerek, bu açıklamalara güven duyduğunu belirtti.
Ancak, soruşturmanın yürütülüş biçimini eleştiren Arınç, Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırılıklar olduğunu savundu. “Soruşturmanın gizliliği esastır” diyen Arınç, iddianamenin mahkemece kabul edilmeden önce gizlilik kurallarına uyulması gerektiğini vurguladı. Masumiyet karinesine dikkat çekerek, “Devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, soruşturma ile ilgili bilgi ve görüntülerin basına sızmasını da eleştiren Arınç, kişilerin henüz mahkum edilmeden kamuoyunda suçlu ilan edildiğini savundu. Arınç, “Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir” dedi. Yazılı ve görsel basında yeterli bilgiye sahip olmayan kişilerin hüküm verdiğini öne sürdü. Basın özgürlüğü ile halkın haber alma hakkının önemli olduğunu belirtirken, adil soruşturma ve yargılanma hakkının da korunması gerektiğini ifade etti.
Soruşturma sonrası cemaat ve tarikatlara yönelik genel ifadelerin kullanılmasını da eleştiren Arınç, bazı çevrelerin “cemaat ve tarikatlar kapatılsın” yönündeki açıklamalarının yanlış olduğunu savundu. Cemaatlerin sosyolojik yapılar olduğunu ve Türkiye’de uzun zamandır varlıklarını sürdürdüklerini belirtti.
Açıklamalarında, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu genel başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy’un, 12 Eylül döneminde yargılanan Süleymancılar lideri Kemal Kaçar’ın avukatlığını yaptığını hatırlatan Arınç, Aksoy’un bu yapıyı yakından tanıdığını ve yalnızca Kur’an eğitimi dışında bir faaliyet yürütmediklerine inandığını ifade etti.
Soruşturmanın eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili feth-i kabir işlemine kadar uzandığını belirten Arınç, bu işlemin ardından kamuoyunda yeni suçlamaların gündeme geldiğini söyledi. “Ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar” dedi. Soruşturmanın özensiz yürütülmesinin, kişilerin geri dönülemez biçimde damgalanmasına yol açabileceği konusunda uyardı.
Arınç, AK Parti ile Süleymancılar arasındaki ilişkiye de dikkat çekerek, aradaki mesafenin, iki kardeşten birinin AK Parti’ye katılması ve diğerinin buna karşı çıkmasıyla açıldığını ifade etti. İlerleyen yıllarda yaşanan anlaşmazlığın kuzenler arasındaki mal ve mülkiyet kavgasına dönüştüğünü belirtti. “Biz bunlarda taraf olamayız” diyen Arınç, hukuka aykırı eylemler olması durumunda yargının gereğini yapması gerektiğini vurguladı. Ancak, soruşturmada adı geçen bazı kişiler için, “O kadar temiz ve mükemmel insanlar var ki, onların bir şekilde isimlerinin geçmesini bile ben kendileri açısından mahzurlu buluyorum” ifadelerini kullandı.
Son olarak, soruşturma makamlarına çağrıda bulunan Arınç, “Lütfen savcılarımız, kolluk kuvvetlerimiz, hâkimlerimiz ne olur soruşturmanın gizliliği konusunda çok titiz davransınlar. Hukukun gereğini yapsınlar ve sonucunu hepimiz alkışlarla karşılayalım” dedi. Arınç, kendisine yöneltilen dikkat çekici bir soruyu da kamuoyuyla paylaştı: “Bu cemaat AK Parti’yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?” Bu soruya açık yüreklilikle cevap vermek istediğini belirten Arınç, devletin cemaat ve tarikatlara siyasi tercihlerine göre yaklaşmaması gerektiğini vurguladı.




