Mekke Anlaşması ve Bağdat Paktı: Tarihin İzleri

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Bağdat Paktı’nın tarihi ve etkilerini yeniden gündeme getirdi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenlik dinamikleri açısından önemli bir dönüm noktası olarak dikkat çekiyor. Anlaşma, Batı medyasında da geniş bir yankı bulurken, Müslüman ülkeler arasında daha kapsamlı bir güvenlik iş birliğinin oluşabileceği yorumları yapıldı.

Türk medyasında ise bu anlaşma, 1955 yılında Adnan Menderes’in liderliğinde kurulan Bağdat Paktı ile ilişkilendirildi. Menderes’in önderliğinde atılan bu adım, Türkiye ve Irak arasında imzalanan bir anlaşmayla başlamış, ardından Pakistan ve İran’ın yanı sıra İngiltere de bu oluşuma katılmıştı.

Adnan Menderes, o dönemde Sovyetler Birliği’nin Orta Doğu’daki etkisinden endişe duyuyordu. Soğuk Savaş döneminde SSCB, bölgedeki nüfuzunu artırmak için çeşitli stratejiler geliştirmişti. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası, Sovyetler’in İran’ın kuzeyinde kurduğu Azerbaycan Milli Hükümeti ve Mahabad Kürt Cumhuriyeti, bu kaygıları daha da artırmıştı. Bu gelişmeler, Sovyetlerin bölgedeki iç siyasi dengelere müdahale edebileceğini gösterdi.

Mısır’da 1952’de gerçekleşen askeri darbenin lideri Cemal Abdünnasır, Sovyetler ile yakın ilişkiler kurarak Mısır’ı Batı’nın etkisinden uzaklaştırmaya çalıştı. 1955 yılında, Sovyet bloğunun bir parçası olan Çekoslovakya’dan büyük miktarda silah alması, bu stratejinin bir parçasıydı. Aynı dönemde, Türkiye’nin komşusu Suriye de Sovyetler ile ilişkilerini güçlendiriyordu.

NATO’ya 1952 yılında katılan Türkiye, Sovyetlerin toprak taleplerinin ardından Moskova’nın Orta Doğu’daki etkisini büyük bir tehdit olarak görüyordu. SSCB’nin bölgeye inme ihtimali, Türkiye için sürekli bir güvenlik riski oluşturuyordu.

Bağdat Paktı’nın temelleri, 2 Nisan 1954’te Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan dostluk ve iş birliği antlaşması ile atıldı. Irak Başbakanı Nuri Said Paşa, aynı yılın Ekim ayında Türkiye’yi ziyaret ederek, iki ülkenin ortak bir savunma örgütü kurma kararı aldığını açıkladı. 24 Şubat 1955 tarihinde imzalanan iş birliği antlaşmasıyla da bu pakt resmen hayata geçti.

Türkiye ve Irak arasındaki anlaşmanın ardından, 4 Nisan’da İngiltere, 23 Eylül’de Pakistan ve 3 Kasım’da İran’ın katılımıyla Bağdat Paktı kuruldu. Ancak bu durum, Mısır ve Suriye gibi Sovyet yanlısı ülkeler arasında rahatsızlık yarattı. Abdünnasır, Bağdat Paktı’na karşı durarak, Müslüman Kardeşler’e baskılar yapmaya başladı.

14 Temmuz 1958 tarihinde Irak’ta gerçekleşen askeri darbe, Bağdat Paktı’nın geleceğini de etkiledi. General Abdülkerim Kasım liderliğindeki darbeciler, Kral II. Faysal ve Başbakan Nuri Said Paşa’yı öldürdü. Darbeden sonra Irak, hızla Bağdat Paktı’ndan uzaklaştı.

Irak’ın paktı terk etmesinin ardından, paktın merkezi Ankara’ya taşındı ve adı CENTO (Merkezi Antlaşma Teşkilatı) olarak değiştirildi. Türkiye, İran, Pakistan ve Birleşik Krallık bu yapıda kalmaya devam etti.

Ancak, 1960’ta Türkiye’de de bir askeri darbe gerçekleşti. 27 Mayıs’ta yaşanan bu olayda, Adnan Menderes ve bazı bakanlar idama mahkum edildi. Bu gelişmeler, Bağdat Paktı’nın öncüsü olan iki ülkede de alternatif güvenlik çabalarının sekteye uğramasına neden oldu.

Darbeciler, TBMM’yi kapatırken, 1961-1979 yılları arasında TBMM’nin eski binası CENTO Genel Merkezi olarak kullanıldı. Ancak, 1979 yılında Pakistan ve İran’ın ayrılmasıyla CENTO’nun varlığı sona erdi.

Adnan Menderes için Bağdat Paktı, sadece bir diplomatik girişim değil, aynı zamanda Türkiye’nin Sovyetler Birliği’ne karşı Batı’nın savunmasının güneydoğu kanadında daha güçlü bir konuma gelme çabasının bir parçasıydı. 1955’te Bağdat’ta atılan imza, Türkiye’nin Soğuk Savaş dönemi boyunca Ortadoğu’daki konumunu belirleyen önemli adımlardan biri haline geldi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu