Coşkun Özdemir ile Paylaşılan Anılar ve Mirası

Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in anıları ve tıp alanındaki katkıları üzerine bir değerlendirme.

Geçtiğimiz hafta 95 yaşında kaybettiğimiz Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 2004 yılında Prof. Dr. Bülent Tarcan’ın “Bir Hekimin Senfonik Öyküsü” adlı kitabını yazarken tanıdığım bir isim oldu. Tarcan, müzik alanındaki derin çalışmalarıyla dikkat çekerken, hekimlik mesleğini asla ikinci plana atmamıştı. Özdemir, Tarcan’ın mizacını anlatırken onun esprili yönüne de vurgu yaparak, “Amfiye muayene edecek bir öğrenci çağırmaya kalktığında ‘Sınıfın en esmer kızı gelsin’ diye seslenebilirdi,” şeklinde bir anekdot paylaşıyordu.

Coşkun Bey ile Cumhuriyet gazetesinde birlikte çalışıyorduk. Tıp dünyasındaki gelişmelerden, hasta sahiplerinin tutumlarından ve çocukluğunun geçtiği Urfa’dan sıkça bahsederdi. Ruh ve sinir hastalıkları uzmanı olan Prof. Dr. Özdemir, 1952 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştu. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından, demokratik hakların ve meslek örgütlerinin baskı altında olduğu bir dönemde İstanbul Tabip Odası’nda başkanlık yaparak hekimlik değerlerini savunmuş, önemli bir sorumluluk üstlenmiştir. 1978 yılında Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nin kurucu başkanı olarak kas hastalıkları alanında bilimsel çalışmalara öncülük etmiş, nöroloji alanında önemli katkılarda bulunmuştur. 1989-1996 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütmüştür. Coşkun Bey’in ardından yapılan tanımda, “Prof. Dr. Coşkun Özdemir, bilim insanı, öğretim üyesi ve meslek örgütündeki mücadeleci kimliğiyle güçlü bir bilimsel ve mesleki miras bıraktı,” denilmektedir.

Müzik Tutkusu

Coşkun Bey’i birçok konserde görmek mümkündü. Boğaziçi ALH konserlerimize eşiyle birlikte katılıyordu. Eşi Emine Hanım’ın 2024’teki vefatından sonra, her hafta konser öncesi bir grup öğretim üyemizle yemek yerdi. Konserlerimizin başında ve aralarında öğrencilerimizle sohbet ederdi. Bu değerli kişiyi tanımış olmak ve ölümünden kısa bir süre önce onunla telefon görüşmesi yapmış olmak, benim için de birçok anı biriktirmemi sağladı.

Bu yazıyı kaleme alırken, Bülent Tarcan için yazdığım kitabın “Dünya Yayınları” tarafından basıldığını ve kısa sürede tükendiğini fark ettim. Ne yazık ki, yayıncı da kısa süre sonra kapandı. Bu kitap için oldukça fazla emek harcamıştım; içinde fotoğraflar ve arkasına eklediğim CD’de Bülent Bey’in sesi ile eserlerinden örnekler yer alıyordu. Bülent Bey’in asistanlarıyla yaptığım söyleşiler, çok değerli bilgiler içeriyordu. Kızı, piyanist ve öğretim üyesi Prof. Hülya Tarcan ile bu konuyu sık sık konuşuyoruz. Umarım yeni bir yayınevi ile bu özenle hazırlanmış kitabı yeniden basma fırsatımız olur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu